19 Temmuz 2018 Perşembe

5

Sevgili Merve, ben beş yaşındaki halin.. woody woodpecker; bu çizgi filmi ne çok severdik.. Kanlı canlı, gürültülü, eğlenceli, içinden geldiği gibi olmayı unuttuğunda Woody'yi hatırla.. Biz seninle dondurmayı da çok severiz.. Babaannem o gün misafirliğe giderken dondurma alacağı zaman ille de panda şapkalı olanından deyişimizi; istemeyi ve istediğinde ısrar etmeyi unuttuğunda hatırla.. İlkokul 1. sınıfta kapıda annenin seni almaya gelmesini beklemek istemeyip; eve gitmek için yola çıktığımızı ve korkusuzca mutlu evimize vardığımızı; merdiven çıkarken ışıklar söndüğünde kapıyı açan teyzeden yardım istediğimizi; kendi yolunu bulabileceğini ve bunu yaparken yardım alabileceğini unuttuğunda hatırla.. Bende olan her şeyin sende olduğunu; uzun süre kullanmasan da sende durduğunu; gerektiğinde tekrar kullanabileceğini unutma.. 

17 Aralık 2017 Pazar

İstanbul

Yapmak istediğim çok şey kaldı. Ve yine de yapamıyorum. Zira yaparsam biliyorum bu bir vedalaşma olacak. ki vedalar öyle yazıldığı kadar basit olamıyor işte ne yazık ki sevgili okur..  ama bugün bir bardak aldım kendime. Üzerinde kocaman İSTANBUL yazan bir bardak.. canım istanbul

27 Temmuz 2017 Perşembe

Geçmiş zaman olur ki

Bugün 18 aralık 2015.
Çok şükür ki bugün de hastaneye gidecek bir sebebimiz var. Ya olmasaydı?

İnsan sebebine sımsıkı bağlanıyor değil mi bazen? Çok şükür diyor, o burada.

Fakat sen ve ben, sevgili okur,
Sen ve ben şüphesiz ki hastane kelimesinden aynı şeyi anlamıyoruz. Anılarımız çünkü bambaşka. Hayatlarımız başka akmış. 

Acıdan üzüntüden ve hatta melankoliden depresyondan bahsediyorsun.
Oysa acıyla ilgili hiç bir şey bildiğin yok. 

Üzüntü ve kederi bir insan yüzünde okumadığın için, bunları başka şeylerde bile isteye araman bundan..

Ah sevgili okur, hayatı sevmek için bunca nedenin varken, karanlığa bakmanı anlamak istemiyorum bu yüzden, anlasam da anlamak istemiyorum.

Bugün evinde çocuğuyla ya da başka en sevdikleriyle oturup hayattan söylenip şikayet eden bütün insanların yerinde olmanın, olabilmenin aslında ne kadar aranan, ne kadar saklanası bir şey olduğunu anlatmaya çalışmak istemediğim gibi.

Yumuşamak ve anlamak için bunlar gerekliymiş,
Öyleyse eyvallah,
Vesselam.

22 Temmuz 2017 Cumartesi

Koş

Durma Merve,
Durursan düşecekmişsin gibi oluyor;
Durma ve hatta mümkünse koş.

Durunca düşünecek, düşününce bulacak, bulunca kaçacak gibi oluyor insan.

Sen hep koş. 
Hayatın bağırtılarını duymamak için, başkalarının seslerini duymamak için;
Bazen de kalbini susturmak için;
Koş. 



14 Temmuz 2017 Cuma

Kanatlarım

İnanır mısın sevgili okur bazen sadece dedikodu yapan bir kaç kadının yakınında bir yerlerde kaybolmak istiyorum.

Ne onlara katılayım, ne yanıt vermem gereksin ne de bahsettikleri kişileri tanıyor olayım. Çünkü bilen bilir katılmayı pek sevmem. Yorumda bulunmayı. Diğer tarafa hak verince anlatan tarafından bıdı bıdıya maruz kalmayı falan. Hiç sevmem.

Sadece dinlemek. Öylesine sudan şeylerin varlığı içinde ve buna takıldıkları o anlarda kaybolmak benim demek istediğim.

Sanki her şey, tüm gerçeklik bir yana kaybolmuş da o an tüm sorun şunun ona böyle demesi yüzünden diğerinin ne düşünüğünü ötekine aktarması olmuş. 

Ne zaman kendimi çok üzgün hissetsem bu hissin içine yayılıp rahatlamaya çalışırım.
İnsanlara, insanların gerçekliklerine, gerçekten acı sandığı şeylere, öfkelerine ve diğer bir çok şeylerine tanık olmak isterim.

Kitaplarda kaybolmayı sevişim de belki bu yüzdendir. Kendinden uzaklaşmayı öğrettiği için.

Zira insan kendine ve hislerine uzaktan bakabilmeyi öğrendiği ölçüde özgürleşiyor bana kalırsa.

O herkesin göremediği kanatlarını çıkarabiliyor usulca.
Ve uçuyor dilediği yöne, sanki hiç dönmeyecekmiş gibi.

4 Şubat 2017 Cumartesi

İnan

Güçlülükten falan değil. Gerçekten iyiye inandığın için mutlu ol ve mutlulukla gülümse♥️ eskisi gibi, negatife geçit verme♥️🙏🏻♥️🙏🏻♥️🙏🏻♥️

Elinde olsa

Hastanedeyken hep şey diye düşünürdüm:

Tamam biz şimdi burdayız ama bazıları doğumda, hatta belki tam da şu an bi sevinç kahkahası patladı. Ya da gözler dolu dolu oldu ilk karşılaşmanın verdiği şaşkınlıkla..

Bazıları düğünde, en mutlu günümüz diye bağırıyor. Halay çekerken topuklu ayakkabısı sıkıyor bir kadının, kocaman derde dönüşüyor bu durum, ah diyor bunu buldum giyecek. Erkekler gülüyor, kadınlar gülüyor, çocuklar koşuyor..

Bazıları işten çıkmış şu saatte. Kaç gündür duş alamamış eve gittiği halde, çok yorgunmuş çünkü. Karısını görememiş, çocuğunun saçı kesilirken gülümseyememiş.

Hayat işte sevgili okur. Kimileri doğumda, kimileri düğünde kimileri hala çalışıyor, kimileriyse doktorun ağzından çıkacak 2 kelime için öylece camdan dışarı bakıyor..

Rüzgara dönünce yüzünü insan, gülümsüyor işte, elinde olmadan en gülümsemeyeceği şeylere bile.

Elinde olsa..